Darağacında olsak bile son sözümüz Türkiye son sözümüz Fenerbahçe!

7 Aralık 2009 Pazartesi

Benzin Döküp Yakılası Mahlukatlar








Gün gelir devran döner. Hesap sorulur. Bir kenara not düşmek gerekiyor.

19 Ekim 2009 Pazartesi

Nefes Alamadım



Haftasonu Türkiye'de ki Kürt etnisitesinin ve bizim yanlış devlet politikalarımız sonucu ortaya çıkan bazı art niyetli orospu çocuklarınında yıllardır terör rantından dolayı beslenmesi sonucu uzun süredir kanayan bir yara olan terörün ve bunun yansımalarından sadece biri olan gariban anadolu evlatarının dağda kışta nasıl pisi pisine şehit edildiğini anlatan değişik ve çarpıcı bir çalışma olan ''Nefes'' filmine gittim.
Film bittiğinde nefes almakta güçlük çeker bir haldeyim. Film ne kadar gerçeğe yansıtır bilemem ama yıllardır dağ karakollarında avrupalı ve amerikalı piçlerin her türlü desteği ile silahlanmış pkklı teröristerin güç durumda kalmış askerlerimizi nasıda kolay bir şekide şehit ettiğini görünce içimde müthiş bir sızı koptu. Kendime,düzene ve dünyaya ettiğim küfür kalmadı.
Bu filmi gidin görün derim. Acı bir gerçek yüreğinize çarpacak belki benim gibi nefes almakta güçük çekeceksiniz ama zayıf düştüğümüzde nasıl en yakınımızdakiler bile bize karşı ne kadar acımasız olabiliyorlar göreceksiniz.
Filmden sonra Antep maçınada konsantre olamadım. Bir kaç gündür aklıma filmden sahneler geldikçe zaten kahroluyorum. Fenerbahçe maçı izerken bile bazı sahneler gözümün önüne geliyordu.

7 Ekim 2009 Çarşamba

Ne Alaka La Gerizekalılar




Hürrriyet gazetesinin Ankara Belediyespor'un bir alt kümeye düşürülmesiyle ilgili haberde kullandıkları başlık aynen yukarıda.
Kaba bir tabir olacak ama ne alaka lan gerizekalılar diyesim var. Fessüphanallah yaa!

Roberto Carlos



Süper starımız Roberto Carlos İspanya'nın As gazetesine aralık ayında Fenerbahçe'den ayrılacağını buyurmuş. Gitmesine zerre üzülmem hatta yerine iyi bir santrafor alınacaksa müthiş memnun olurum.
Takım şuan puansal anlamda çok iyi gidiyor. Takım içinde bazı bölgelerde eksiklikler var. Volkan'ın, Gökhan'ın iyi bir yedeği yok hatta Baroni'nin bile iyi bir yedeği yok ama en önemli eksiklik sırtı kaleye dönük oynayabilen adam eksiltebilen ve gol yüzdesi iyi olan bir santraforumuzun olmayışı.
R3'ün gidişi takım içerisinde bir eksiklik yaratmaz. Sol bek mevkinde oynayabilecek 3 tane oyuncumuz var. Santos,Wederson ve Deniz.
Şayet gerçekten gidecekse R3 şimdiden öncelikli olarak bir santrafor arayışına girerse yönetim sevinirim. Devre arası Norbre'nin adam eksiltebilen cinsini bulsak o bile yeter bana.

6 Ekim 2009 Salı

Fenerbahçe'nin Futbolu (Gençlerbirliği Maçı)




Bu maç için diyebileceğim tek şey orta sahadaki presimiz. Bu presi bütün maçlara yayamayız biliyorum ama ara sıra böyle oynarsak Gençler gibi ligin en genç ve diri takımlarına bile pozisyon anlamında sadece uzaktan şut anlamında şans veririz ki kalede çok formda bir Volkan var zor gol yeriz.
Gençler maçının özelinde Emre'ye parantez açmak lazım. İyi anşalabileceği futbol zekasına sahip bir ön libero ile ortasahanın ortasını parselliyor şuan. Bu Emre için çok büyük bir avantaj şayet Selçuk ya da Deniz ile birlikte oynasa performansı kesinlikle böyle olmaz.
Christian anladığım kadarıyla önde bastığında hücuma çıkan rakiplerden kolay top çalabilen bir oyuncu ama savunmayı ve Emre'yi rahatlamak için biraz geride kalıyor ara sıra önde bassa rakip takımları çok kontrolsüz yakalarız çünkü Emre bu işi Christian'dan da iyi yapabilen bir oyuncu. Sadece ortasahamızın bu özelliği bile bize çok gol kazandırır.
Birde M.Topuz'un sağ kanadı parsellemesi var. Şuan G.Gönül ile iyi anlaşamasada yaptığı pres ile ortasahamızın direncine direnç kattı bu maçta. Daum Wedo'yu sol öne alıp Santos'u geriye çekse M.Topuz-Christian-Emre-Wedo ortasahası bana göre Türkiye'nin en dirençli ortasahası olur. Zaman zaman bunu denese güzel olur.
Takımın diğer oyuncularına gelince Volkan çok formda nazar değmesin. G.Gönül'de düşüş devam ediyor. Toparlyacaktır diye düşünüyorum. Bilica-Lugano uyumu gittikçe artıyor. Bilica iyi seviyede Lugano ise oynadıkça seviyesini artıracak bir oyuncu. Şimdilik Bilica'nın gerisinde Lugano. Wederson yine görevini yapan bir görüntüde. İyi bir şut tehdidide olduğu için bana göre her zaman sahada olmalı.
Alex'e denilecek birşey yok. O'nun gbisi gelmedi. Guiza'ya gelince fiziken güçlü olsa bu ligin tozunu attırır ama güçsüz ve o yüzden kaçırdıkça kaçırıyor önceki maçlara nazaran bu maçta iyiydi. Süper kupa maçındaki fiziki gücüne ulaşsa ve bunu muhafaza etse bana yetecek.
8'te 8 yapmamız ve puan farkını 5'e çıkarmamız güzel oldu. Bu ciddiyeti devam ettirmeliyiz lig uzun maraton.

5 Ekim 2009 Pazartesi

Asker Bülent



Osieck zamanında tek tesellimizdin gol kralı olarak daha sonra Pareiara zamanında ki 84 puanlı şampiyonlukta çok katkı verdin. Ali Şen'in Sakaryaspor kökenlilere uyguladığı tasfiyeden nasibini içerdeki bir Bursa maçından sonra sende aldın. Kornere attığın top kalemizde gol olmuştu ve bu da gönderilmenin bir bahanesi olmuştu sonrası keskin bir düşüş.
Sivasspor ile dirildin Sivasspor'u da dirilttin.
Şimdi gelinen noktada Türkiye'de sempatisini kaybetmiş bir antipatik kişilik olarak duruyorsun. Bundan sonrası için işin zor hocam.
İnşallah Sivassporvari bir başarıyı başka bir takımla yaşarsında iyi bir Fenerbahçe'li olarak yeniden iyi yerlere gelirsin.
Yolun açık olsun hocam.

4 Ekim 2009 Pazar

E Nihayet




En sonunda geri döndüler. Şimdiye kadar gösterdikleri kararlı ve dik duruşları için Fenerbasket'e teşekkür ederim. Adamsınız hepiniz Aydın Örs gibi. http://www.fenerbasket.com/

3 Ekim 2009 Cumartesi

Naçizane



Bjk'li önde gelenler bir araya gelsin Süleyman Seba'nın işaret edeceği birini başkan adayı olarak kongreye çıkarsınlar.
Çarşı dağıtılsın.
Bjk'de herşey zamana bırakılsın.
Naçizane benim reçetem bu.
Tabii kongre üyeleri eşşeklik yapıp yeniden Demirören'i seçerse birşey diyemem.

2 Ekim 2009 Cuma

İdeal Kadro ve Daum




Kalede; Volkan Demirel
Savunmanın sağında; Gökhan Gönül
Tandemde; Bilica-Lugano
Savunmanın solunda; Andre dos Santos
Savunmanın önünde; Christian Baroni
Orta sahanın ortasında; Emre Belözoğlu
Orta sahanın sağında; Mehmet Topuz
Orta sahanın solunda; Özer Hurmacı
Forvet arkasında; Alex de Souza
Forvette; Semih Şentürk

Normali budur kendi futbol bilgime göre ama Daum ters adamdır. Yedek kulübesinde oyuncu sonradan girip skor üretecek oyuncu isteyecektir. O yüzden hep Semih-Mehmet-Özer ve Deivid yedek oturecaktır.

Fazla üstelememek lazım.Nihayetinde bana göre Daum benden ve ülkedeki çoğu insandan kat ve kat futbolu daha iyi biliyor ve birde üstüne üstelik Fenerbahçe'mizi çok iyi biliyor.

27 Eylül 2009 Pazar

Fenerbahçe Futbolu(Antalya Deplasmanı)




En son tercümanımızın kafasını yaran kanyak şişesinde kalmıştık şimdi bari malzemecimiz Cemil Abi'nin kafasına atılan davul tokmağı ile devam edelim. Öncelikle o tokmağa atana bir çift sözüm var; o tokmak var yaa ananın şimdi tövbe estağfurullah. İnsanı çileden çıkarıyor böyle tipler. Ulan ne istersin bir futbol emekçisinden.
Maça gelince bu kadar pozisyona giripte kaçırdığımız ilk maç oldu bu sezon. İlerde Alex-Guiza ile tempolu oynamayız. Kimse bunu beklemesin. Tempolu bir oyun için ilerde çift santrafor oynamalıyız. Semih-Guiza ya da Semih-Kazım ile ya da en uçta Alex-Semih ve yahut Alex-Kazım ile oynamalıyız.
Guiza bu sistemin tek santraoru değil bu haliyle. Sezon başında fiziken en azından güçlüydü süper kupa ve bazı lig maçlarında güzel oynadı ama şimdi oldukça güçsüz ve yine geçen seneki gibi gol kaçırmaya devam ediyor.
Maça dönecek olursak klasik futbolumuzu oynadık zaman zaman iyi pas yaptık Antalya'nın üzerimize gelmesine izin vermedik pozisyon bulduk golümüzüde attık sonrasında Gökhan'ın bir anlık konsantrasyon hatası sonucu golü yedik.
İlerleyen dakikalarda önce direkleri sonra Guiza'yı dövüp durduk. Bu kadar çok kaçırırken 2. golü yeriz diye düşünürken korner piyangosu sonucu galip geldik. Guiza o topu sürerken öldüm öldüm dirildim. İlginç oyuncu vesselam o kadar güçsüz iken o topu nasıl sürdü nasıl Semih'e bıraktı anlamış değilim. Bu maçta puan kaybetse idik belkide en fazla eleştiriyi Guiza alacaktı.Kadıköyde'ki ilk maçtada büyük ihtimal ıslık ve küfür yiyecekti maçı almamız en çokta Guiza'nın işine yaradı.

Gözüme çarpan bir kaç detayı paylaşayım oyuncularla ilgili.
Volkan; en büyük şanssızlığı az pozisyon veren bir takımda genelde maça ısınmadan net pozisyonlarla karşı karşıya kalması. Bursa maçında şut çıkarmadı belediyespor maçında şut çıkarmadı Antalya maçında Zituni'nin pozisyonuna maaruz kaldı sonrasında yine yere yatmadan onca dakikadan sonra iki net pozisyonu çıkardı. Kolay değil maça ısınmamış bir kalecinin o pozisyonları çıkarması.
Gökhan Gönül; çok yorgun. Dinlendirilmeli kesinlikle bir kaç maç. Özelliklede Sheriff maçında.
Bilica; oyunu iyi kuruyor. Top ayağındayken hem savunmayı hem takımı rahatlatıyor birde ileriye çıktığında gol atabilse mükemmel olacak.
Christian; son maçlarda biraz düşüşte olsa da bu maçta çok iyiydi keşke bir kaç yaş daha genç olsa. Daum uzun süre bizde kalırsa yeni bir Marco kazandırabilir bize.
Kazım; adamım. Bu sezon bana göre Alex'ten sonra en efektif futbolcumuz. Gol atar, bazen attırır, penaltı aldırır, adam eksiltir, şut atar, gollük ortalar keser, hava topu alır,indirir. Daha da iyi olacaktır. Şuan ki haliylede santrafor oynasa aradığımız ilaç olur. Hızlıdır. Arayada kaçar hatırlayın Chelsea maçını. Daum bir kaç kere denese santraforda fena olmaz diyorum.
Maçın hakemine gelince Yunus Yıldırım rezalet bir yönetim gösterdi. Bize gösterdiği saçma sapan sarı kartlar hele Bilica'ya gösterilen kart saçmalığın daniskası idi. Duran topları geçtim taç atışları bile saatlerce kullanılamadı yere yatanlar kalkmak bilmedi. Net bir penaltımızı es geçti Semih'in inidirlmesine sarı kart vermedi ve bir çok Antalyalı oyuncunun sarı kartını es geçti. Bu sene FB takımının rakiplerindeki oyuncular çok şanslı. Her türlü foulü ve provokasyonu rahatlıkla yapabilirler çünkü hakemler şartlanmış vaziyette kart vermemeye.
Hele tribünler sahaya istedikleri gibi yabancı madde atabilir hemde bol bol ana avrat küfür içeren tezahüratlarda bulunabilir. Nasıl olsa tek bir anons yok orta hakemin yabancı maddeleri alıp 4. hakeme vermesi falansa yok.
İyi oynamıyoruz kabulümdür ama bu şartlarda 7 de 7 mükemmel. Taraftarında biraz işin içine girmesi lazım.
Birde naçizane devre arasında R3'e yer verip bir santrafor almamız şart. Ortasahayada bir takviye fena olmaz gibi.

12 Nisan 2009 Pazar

Kanyak Şişesi



Kafası güzeller Samet Güzel'in kafasına kanyak şişesi atıp bu hale getirmişl. Derbi anlamında söylenecek birşey yok. İlk defa böyle bir rezalet izledim bir derbide. Üzüldüğüm tek nokta Samet'in durumu.
Bu arada guiza defol git oğlum.

9 Nisan 2009 Perşembe

Ufak Bir Hatırlatma



Gs bayan basket takımı dün akşam Uleb Cup şampiyonu oldu. Gs adına büyük başarı.

Tebrikte ediyorum kendilerini ama bazı internet üzerinden bazı yorumları okuyunca
insan bazı şeyleri hatırlatmak zorunda oluyor. Biz o kupada 2005 yılında final oynadık kaybettik. Bir sene öncesinde de final four oynamıştık ve 3. olmuştuk.

2005 sonrasında ise son 3 eurolig sezonunda çeyrek final oynadık. Son 3 sezondur ise bayanlar liginin şampiyonuyuz.

Geçen sene her iki maçta yenmemize rağmen playoff finalini 0-0 ile başlatan lig şampiyonu ve Türkiye kupası şampiyonu olmuş iken sezon başındaki Cumhurbaşkanlığı kupasında Türkiye Kupası'nda finalde elediğimiz Botaş ile oynamamız gerekirken sizinle oynamak zorunda bıraktıran bir federasyona rağmen biz bunları yaptık.

Gs'nin aldığı kupa illaki başarı addedilecek bir olay ama bunu FB'ye laf sokma yarışına sokarsa birileri son dönemdeki bazı gerçekleride söylemek gerekiyor.

Şimdi bakıyorum takımınızı dirilten Cem Akdağ'ı bizim hocamızı ayarttıktan sonra görevden bıraktıran pembe gömbekliye bile methiyeler düzeliyor. Bir anda camiada yaptıkları unutuluyor.

Ara sıra kazanılan başarılarda ilkeleriniz böyle çiğnenirse yine gelir sizi birileri düşürür benden söylemesi.

Kare Tamamlandı



Şimdi bu kadroya şampiyonluk yakışır ama önce 25 Nisan'da Gscc galibiyeti.

not: resmi antu'dan bir kullanıcıdan aldım burayı okursa hakkını helal ediversin.

Kinsey'de Gelir mi ki?



Solomon'umuz Kralımız dönüyor yanında Kinsey'imizi akıncı beğ'imizi de getirseydi ne güzel olurdu.

8 Nisan 2009 Çarşamba

Bir İhtimal Dönerse


Fenerbahçe, Uyumsuzluk Mahkemesi'ndeki Mehmet Aurelio davasını kazandı.. Sarı lacivertliler, opsiyon hakkını kullanarak sözleşmesini uzatmasına rağmen İspanya'nın Real Betis takımına transfer olan Aurelio'dan 5 milyon 250 bin Dolar tazminat hakkı kazandı.. Milli futbolcunun CAS'a itiraz hakkı var..

Bu haber birden düşüverdi internet sitelerine. hani diyorum ki; Betis bu parayı vermemek için Aurelio'yu bize verirse Aurelio menajeri darbükatör baryam'ı şutlarsa aradaki kırgınlıklar giderilirse ve sene Aurelio yine bizde olursa güzel olmaz mı?

7 Nisan 2009 Salı

Geçen Sene Bu Zamanlar



Deivid Chelsea'ye takarken bizde çıldırıyorduk.

6 Nisan 2009 Pazartesi

Allah Utandırmasın!


Uzun zamandır bloga birşeyler yazmıyordum. FB'nin malum durumundan dolayı. FB kötüyken FB hakkında konuşmak hiç içimden gelmiyor. FB'li arkadaşlarla bile FB'yi konuşmuyorum.
Sezon sonu için şampiyonluk gibi bir ümidim yok.Ligin bitimine 8 hafta kaldı ve bu hafta Gs ile oynayacağız. Sezonun bana göre en önemli maçı. Bu maçta alacağımız bir 3 puan bizi şampiyonlar ligine taşır. Son 5 yılda 4 kere Cl vitrinine çıktık. Bir kere gruplarda 3. olup uefadan yolumuza devam ettik bir kere çeyrek final oynadık. 2 kere de son maçta uefa iddiamız vardı. Ne olursa olsun Cl heyecanı bir bambaşka. O yüzden bu maçı kazanmak zorundayız.
Aragones'i bilemem ama benim kafamda 2 plan var. İkisinde de Alex 11'te değil. İlk kadrom;

volkan
gökhan-lugano-önder-r3
deivid-deniz-josico-emre
semih-guiza

Bu onbir ile Gs'nin ortasahasını bozarız. Deniz ve Josico'nun oyunu yönlendiremeyeceğini biliyorum ama ortaya yaklaşacak Emre ve Deivid bu işi kotarabilir. Semih ise Alex'in üstelendiği rolü üstelenebilir. Hem rakip stoperlerin çıkmasını engeller hem ilerde top tutar hem oyunu kanatlara açabilir hem de savunma arkasına iyi toplar atabilir.
Maçın kilit adamı bana göre Volkan ile Guiza. Sadece oyuna konsantre olursa Volkan kalesinde devleşebilir. Guiza'ya gelince gireceği pozisyonlarda istediklerini üzerinde baskı olmadan gerçekleştirebilmeli. Son 3 maçında 2 gol 1 asist ile oynadı. Biraz olsun özgüven geldi.

2. planım ise;

volkan
gökhan-lugano-önder-r3
deivid-deniz-emre-wederson
semih-guiza

Bu onbir ise kendi oyunumuzu oynamaya yönelik bir onbir. Deniz şu sıralar çok formda. Tandemin önünde yer alıp defansı rahatlatacaktır. Emre ortalama bir oyun oynarsa ileriye daha rahat bir top taşırız. Wederson ise bu tür maçlarda iyi oynar. R3 ile birlikte Kewell'ı durduracaklardır. Bu onbirde ise Emre kritik oyuncu olur. Samiyen'de Gs'li taraftarlar ve oyuncular Emre'nin üzerine geleceklerdir. Emre tahriklere kapılmadan sadece oyununu oynarsa faydalı olur. Öbür türlü sahada ya silinir ya da sinirlenip kendini attırır.

Alex' gelince. Arkasındaki dörtlü maalesef şuan Alex'in performansını artıracak bir dörtlü değil. O yüzden maçın gidişatına göre oyunda olmalı Alex.

Bunlar kağıt üzerinde yazıp çizebileceklerim ama sonuçta bu futbol ve top yuvarlak. her an herşey olabiliyor. Son raddede Allah yardımcımız olsun, Allah utandırmasın.

11 Şubat 2009 Çarşamba

Kalaycıoğlu'da Gelecek mi?


14 Şubat sevgililer gününde ezeli rakibimiz Gs ile kapışacağız. Bizleri arkamızdan vurarak Gs ile flört edip Gs ile anlaşan daha doğrusu yönetimimizin hamleleri sonucu Gs yi anca cep telefonu ve benc arkası gibi yöntemlerle yönetebilen Kalaycıoğlu acaba Caferağa'ya gelebilece mi?
Öylesine soruyorum işte. Gelebileceğini bench arkasında falan Gs'yi yönetebileceğini de zannetmiyorum.
Maça gelince sene başında Gs lehine esen rüzgar ve hatta kazandıkları kupa maçı falan beni biraz umutsuzlandrmıştı ama üzerinden çok zaman geçti ve artık ipler bizim elimizde. Bizim kraliçeler yüreklerini ortaya koysun maçı alırız.
Haydi kraliçeler güldürün yüzümüzü!
Maç 15:30'da FB TV'de yayınlanacak. Gs'lilerin bizim kanaldan maçı izlemelerini tavsiye etmem spikerimiz ve Baturalp Abi'miz son derece taraflı yayın yaparlar ve yapmaları da doğaldır çünkü kendi tv'miz yani bizim, Fenerbahçelilerin.

Emre Sorunsalı ve Başkan


FB'ye son dönemlerde sezon başı maçları ve devre arasından sonra gelen maçlar hep sorun teşkil etmiştir bir de bunun üzerine Emre sorunsalı eklendi. Selçuk-Josico ikilisi ile takımın pas yüzdesi düşük olsa da ortasaha ve savunma direnci fazla olduğu için sıkıcı futbola rağmen yine de istenilen sonuçlar alınıyordu. Orta sahaya Emre'nin yerleşmesinden sonra takımın direnci önemli ölçüde düştü ve istenilmeyen sonuçlar ortaya çıktı. Emre kadar Alex-Guiza sorunsalı da var o da uzun uzadıya konuşulması gereken bir konu ama şimdilik konumuz Emre.
Gs'den kalan alışkanlığıyla rakibine kasti şekilde kırmızı kartlık fouller yapan bir futbolcuya yakışmayacak şekilde rakipleri ile didişen Emre aynı zamanda da müthiş formsuzluğuyla da başımıza büyük bela oldu. Aldığı astronomik ücrette göz önünde tutulursa kulüp adına çok büyük bir zarar Emre ve bütün bunların sorumlusu bana göre başkan. Yaptığı hatalardan ders almayıp aynı hataları tekrarlayarak sonuçlarına bizlerle beraber katlanmak zorunda bundan sonrası için. Son kez hatalarından ders alınır mı bilinmez ama Emre sorunu gibi başımıza sorunlar açan başkan artık kredisini tüketme durumunda.
Bu arada blogumu takip edenlerden özür diliyorum. Yarı yıl tatiline girdiğimiz için bloga birşeyler yazamadım sonrasında biraz da FB'nin kötü hali futboldan soğuttu beni. Bundan sonra naçizane karalarız birşeyler ve umarım FB hakkında güzel şeyler yazarız

23 Ocak 2009 Cuma

Neler Oluyor Öyle?


Hoca Cappie'nin gidişine bozulmuş, ücretine zam yapılarak takımda tutulmamasına içerlemiş. Sonrasında Smith gelince daha bir bozulmuş madem Smith alınabilecekmiş Cappie takımda neden tutulmamış falan. Sonrasında Dedehayır denilen zatla transfer görüşmesi falan yapmış hoca. Buna kızan bizim yönetim hocanın maaşını ödememiş.Takıma paralar ödeniyormuş. Hoca ile yollar ayrılma durumuna gelmiş falan falan. Bunlar Zafer Hoca merkezli ortaya çıkan söylentiler.
Ne kadar doğrudur bilemem ama Kalaycıoğlu Gs'ye giderse kimse şaşırmasın. Brezilya dizisi gibi durum. Bakalım sonuç ne olacak? Beklemedeyim.

Fanteziye Bak


Beşiktaşın önceki sezon transfer etmek üzereyken‚ özel hayatındaki düzensizlik nedeniyle son anda vazgeçtiği Hırvat savunma Dino Drpic'in adı bir skandala daha karıştı!..

İngilterede yayın yapan Daily Mail Gazetesinin haberine göre‚ Dina Drpic‚ 2008 Avrupa Şampiyonası elemelerinde‚ Maksimir Stadyumunda oynanan Hırvatistan İngiltere karşılaşmasından bir süre sonra orta sahanın ortasında sevgilisi Nives Celzijus ile seks yaptı.

Gazeteye konuşan 27 yaşındaki ünlü Hırvat model Nives Celzijus‚ Bu Dinonun fantezisiydi ve bunu gerçekleştirmek için stadyumdaki görevlileri de organize etti. Sahanın ışıklarını bizim üzerimize yönelttiler. Sonunda bu hayali gerçeğe dönüştü dedi.

Dino Drpic ile son olarak İngilterenin Tottenham kulübü ilgileniyordu.


diyor Türkiye'li basın. Doğru mu değil mi bilemem eğer doğruysa müthiş bir fantezi bana da Drpic'e helal olsun demek düşer.

22 Ocak 2009 Perşembe

Derin Devlet Olsaydı



Yıllardır ağızlara pelesenk olmuş bir kavram derin devlet. Devlet mekanizması içerisindeki ne kadar pis iş varsa derin devlet kavramına ithaf edilir birileri tarafından. Hep olumsuz imgeler yüklenir derin devlet kavramına.
Benim zihnimde ise sadece Atatürk zamanında şekillenebilmiş tam manasıyle derinlik arz eden bir derin devlet tanımı var. Sadece Atatürk döneminde bizim bir derin devletimiz vardı çünü Atatürk devletin taa kendisiydi ve çok derindi. İçerde ve dışarda devletimizi, milletimizi güç duruma düşürebilecek durumlar tespit edilip önlem alınırdı. Atatürk'ten sonrasında böyle bir yapılanma oldu mu olmadı mı çok tartışılır. Bana göre olmadı ya da şöyle söyleyim Atatürk kendisinden sonra bu misyonu üstlenebilecek bir lider ya da oluşum bırakmadı dolayısıyla bugün gelinen noktada devlet ve millet çoğu kez güç durumda kaldı.
Şayet bir derin devletimiz olsa idi;
- Bugüne değin yapılmış askeri darbelerin hiçbiri yapılmazdı. Çünkü darbe ortamının oluşmasına derin devlet izin vermezdi.
- En son ki 12 eylül darbesi gerçekleşmez Kenan Evren gibi bir şahıs ordunun en başına gelemezdi.
- Abdullah Öcalan ve arkadaşları üniversite yıllarında pkk adlı örgütün temellerini şekillendiremezdi.
- Özal iktidar olamazdı.
-Asala başlamadan bitirilirdi ya da ilk eyleminde yerle bir edilirdi.
-Talabani ve Barzani asla Türkiye pasaportu taşıyamazdı.
-Erbakan iktidar olamazdı olsa da 28 şubat benzeri bir oluşumla iktidardan uzaklaştırılamazdı.
-Eşref Bitlis-Taner Kışlalı-Uğur Mumcu-Gaffar Okan-Hablemitoğlu ecelleriyle vefat ederdi.
-Hizbullah gibi bir örgüt kurulamazdı.
- Türkiye'de uyuşturucu-silah-mazot ve insan kaçakçılığı had safhada olmazdı olsa bile bu işi bölücüler yapamazdı.
-Aydın Doğan ve benzeri medya örgütlenmeleri ülke yönetiminde söz sahibi olamazdı.
-Türkiye godaman işadamları derneği batı ve abd'nin politikalarını ülkeye dayatamazdı.
-Tayyip Erdoğan hapse girmezdi demokrasi kahramanı olamazdı. İBB'nnde ki görevine devam ederdi.
-K.Irak'ta askerimizin başına çuval geçirilemezdi.
-K.Irak'ta ki Türkmen kardeşlerimiz silahlandırılırdı. Saddam sonrası o bölgede söz sahibi olurlardı.
-Ordu profesyonel bir ordu olurdu. Ordu-Mit-Emniyet istihbaratları arası sürtüşmeler olmazdı. İstihbarat ülkede tek elden toplanırdı. Cıa ve Fbı tarzı bir istihbarat yapılanmamız olurdu.
-Apo piçi asılmamak kaydıyla elimize verilmezdi ülkenin başbakanı da ''apo piçi bize ne için verildi? bilmiyorum'' gibi bir açıklama yapamazdı
-Atatürk sonrası mason-lion ve rotary kulüpleri tekrardan faaliyete başlayamazdı.
- İlk ürettiğimiz arabanın içinde benzin konulurdu.
-Unutmadan ergenekon operasyonu altında türlü rezillikler yapılmazdı. Böyle bir operasyon da asla olmazdı.

belki bu dediklerim size saçma gelebilir ama benim anlayışımda derin devlete gerek var. Ülkeyi acz içersine sokabilecek durumları önceden tespit edip bunu engelleyebilecek engellemeyecek olsa da zararlarını en aza indirebilecek bir yapı. Bu yapı ordu-siyaset ve bir çok kurumun üstünde gerektiğinde bu kurumları en güzel şekilde kullabilecek bir yapı olmalı. Maalesef böyle bir yapı yok olsa idi ben böyle bir yazı yazmazdım.
Bu arada Alex ve Carlos imzalamış Deivid ve Lugano'da muhakkak imzamalı yoksa iç transferin benim için bir anlamı olmayacak.

21 Ocak 2009 Çarşamba

İlk Defa


Avrupa Bayanlar CEV Kupası 1981 yılından bu yana düzenlenmekteymiş. Daha öncesinde avrupanın 3 numaralı kupasıymış 2008 yılında 2 numaraya terfi etmiş. Türk takımlarının en iyi derecesi 1993 yılında Eczabaşı'nın aldığı 2.lik olmuş. En son 2001 yılında Bjk 4. olmuş bu kupada ve bizde ilk defa son 4'e kalıyoruz bu kupada. Helal olsun kızlarımıza!

Hangisi?



29 Ocak'ta iki tane önemli maçımız var aslında biri benim için o kadarda önemli değil ama taraftarımızın çoğu sanırım benimle aynı düşüncede olmayacaktır. 29 ocak'ta Şükrü Saraçoğlu'nda Bursaspor ile Fortis Türkiye Kupası Çeyrek final maçlarının ilkini oynayacağız aynı gün saat 20.15'te ise eurolig'te ki grup maçlarımızın ilkini geçen senenin şampiyonu CSKA ile Abdi İpekçi'de oynayacağız.
Futbolda Bursaspor ile bundan sonra daha çok maç yaparız hatta bu sezon şimdiye değin 2 maç yaptık 3 maç daha yapacağız ama bir eurolig şampiyonuyla her sene maç yapma şansımız pek fazla değil. Ayrıca basket takımının Cska maçında futbol takımından daha fazla desteğe ihtiyacı var. İyi bir seyirci desteği olduğunda cengaverler özellikle İpekçi'de güzel sonuçlar alabiliyor. Daha önce bunun örneğini içerdeki Tau ve Barça maçlarında görmüştük. Bir günlüğüne futbol zevkimizden feragat edip basket takımına destek verelim. Benim tercihim Fenerbahçe Ülker -CSKA maçı olacak. Sizin kararınızda bu yönde olmasını temenni ediyorum. Aşağı yukarı her sene maç yaptığımız Bursaspor yerine Cska'yı izlemek bana daha cazip geliyor. Haydi renktaşlar Abdi İpekçi'ye hatta tüm basketbolseverler!

Beklemedeyiz




Lugano ve Devid ile anlaşılamadıktan sonra Alex ve Roberto Carlos'un kontratlarını uzatmak benim için pek anlam ifade etmeyecek. Yönetim gerekli fedakarlıkları yapmalı. Bugün Lugano ve Deivid ayarında yabancı almaya kalksak en az cebimizden 15 milyon avro çıkarmak zorunda kalırız. Ne olur yönetim bir aptallık yapma!

19 Ocak 2009 Pazartesi

Erken Gidenler (Eşref Bitlis)



Atatürk'ten sonra belki de ona yaklaşabilen askeri dehalarımızdan biriydi. Bana göre şehit edilmişti ve faillerine karşı biz bir şey yapamdık. Hala kalbimde yaradır. Hakeza Uğur Mumcu'yu da şehit eden güç Ahmet Taner Kışlalı'yı şehit eden Gaffar Okan'ı şehit eden güçler hala bir perdenin arkasında bizlerle dalga geçiyor.
Eşref Paşa 17 şubat 1993’te Ankara Güvercinlik Askeri Havaalanı’ndan kalkış yaptıktan yaklaşık 9 dakika sonra uçağının düşmesi sonucu hayatını kaybetti. Benim aklım hala jandarma genel komutanlığı gibi önemli bir makam sahibin normal bir uçak kazası sonucu ölmeyeceğidir. Aklım hala bunu almıyor alamıyor.
Eşref Paşa'mız uçak kazasından önce İran-Irak ve Suriye'de tamaslarda bulunup Pkk ile mücadele konusunda önemli mesafeler kaydetmiş bir komutanımızdı. O dönemde ki siyasi hükümet de bu yönde çalışmalar yapıyordu. Böyle bir işbirliği egemen güçlerin işine gelmeyecekti. Bugün ülkenin geldiği noktaya baktığımızda nasıl bir plan uygulanıyor ülke adına gayet iyi anladığımı düşünüyorum ama bunu nasıl ifade edebilirim bilmiyorum. En kısa yol ise şu olur;
Pkk'nın siyasallaştırılıp arada sırada Aktütün-Dağlıca gibi baskınlar ile elimizin kolumuzun bağlanması ve uzun vade de topraklarımız içinde kukla bir Kürt devleti kurulması.
Ben bunu şimdi böyle anlıyorum rahmetli Eşref Paşa muhakkak çok daha önceden anlamıştır ve biliyordu ki komşularıyla ittifak halinde ki bir Türkiye bu coğrafyada huzuru bozmak isteyen egemen güçlerin huzurunu kaçıracaktı. Biz ne zaman komşularımızla iyi ilişkilerin içine girecek olsak bombalar patlatıldı aydın beyinlerimiz Mumcular,Kışlalılar falan şehit edildi.
Aradan 16 yıl geçti ve aradan çok daha yıllar geçecek ne Eşref Paşa'nın ne Uğur Mumcu'nun ne Ahmet Taner Kışlalı'nın ne de diğer değerlerimizin tam olarak kimler tarafından hangi pazarlıklar sonucu şehit edildiğini bilemeyeceğiz ama kendi adıma bazı şeyleri hissetmeye ve bazı şeyleri unutmamaya mecbur hissediyorum.

Ben Böyle Şansın



Çekebileceğimiz en zor kuralardan birini çektik. Fikstür ise kuradan da beter. Gruptan çıkarsak güzel bir sürpriz yapmış oluruz.
Grupta son şampiyon CSKA geçen sene bizi eleyerek F4 yapmış olan Siena ve birde Cibona var.
İlk maç içerde Cska ile sonra sırasıyla Siena ve Cibona deplasmanlarına gideceğiz. Bu üç maçta en kötü senaryomuz 0 çekmemiz olur ki bu durumda F8 rüyamız sona erer. 0 İlk üç maçta 0 çekmek hiç te azımsanmayacak bir ihtimal.İnşallah korktuğum başıma gelmez.
İyi senaryo ise içerde seyirci desteği ile CSKA'yı yenmemiz ve Cibona'yı deplasmanda yenmiş olmamız olur.Eurolig'te son 24 iç saha maçında tek yenilgi almış Siena'yı deplasmanda yenmemiz ise oldukça zor. Bu üç maçtan sonra; sırasıyla içerde Cibona dışarda CSKA ve en son içerde Siena ile oynayacağız. Son üç maçın bir anlam ifade en azından bir galibiyet almalıyız.
Mavcut kadroya baktığımızda ise Ömer Aşık'ın takıma dönmesi oldukça uzun süre alacak. Gricek ilk eurolig maçına yetişeceğini söylemişti eğer bu gerçekleşirse takımın çehresi iyi yönde değişir. Sıkıştığımız anlarda sazı eline alabilecek bir oyuncu Gricek ve biz böyle bir oyuncunun sıkıntısını Solomon gittiğinden bu yana fena halde çekiyoruz. Birde oyun kurucu transferi şart. Tanjevic getirdiği Green'i göndermez. Yönetim devreye girerek en azından yerli bir oyun kurucu alırsa güzel olur. Green'i gönderip yerine bir yabancı alacaklarını zannetmiyorum çünkü bunu Tanjevic istemeyecektir.Yönetimde bu konuda Tanjevic'i zorlamayacaktır. Zorlasa da Tanjevic bunu kabul etmeyecektir. Forumlarda Kerem Tunçeri'nin adı dolaşıyor yerli oyun kurucu transferi için. Umarım söylentiler doğrudur ve bu transfer gerçekleşir.
Herşeye rağmen içimden bir ses gruptan çıkarak F8'e kalacağımızı söylüyor. Umarım yanılmam.

18 Ocak 2009 Pazar

Kıyamet Alametleri



Green blok yapmış Vidmar üçlük atmış. Kıyamet alametlerine benzer hadiseler bunlar. Spormax basketbol yayınlarını aldığından bu yana maçları yarım yamalak izliyoruz. Harika oynadığımız ligin en farklı galibiyetini yakaladığımız bir maçı canlı izleyemedim ama inadım inat digitürk almayacağım.
Maça gelince izleyemediğim yorum yapacağım. Hoş izlesem de yarım yamalak basketbol bilgimle ne kadar yorum yapabilirdim ki neyse perşembe günü uzatmalı Roma maçı sonrası sakatlıklar ve yorgunluktan dolayı Ksk deplasmanı öncesi biraz endişeliyim. Bir de seyirci baskısının had safhada olduğu deplasmanlar da aldığımız sonuçları düşünüce endişelerim daha da artmıştı ama cengaverler yine yüzümüzü güldürdü. Şimdi Pazartesi günü güzel bir eurolig kurası çekmek dileğiyle. Gönlümden geçen kura ise;

Unicaja
Real Madrid
Fenerbahçe Ülker
Prokom

Beko Basketbol Ligi 15. Hafta

SALON: Karşıyaka Spor Salonu

HAKEMLER: Erşan Kartal, Zafer Yılmaz, Özlem Yalman

PINAR KARŞIYAKA (48): Gökper Gen (2 asist), Leon Williams 8 (7 ribaund, 1 asist), Hakan Köseoğlu 15 (2 ribaund, 3 asist), Ömer Kahyaoğlu, Furkan Aldemir 2 (3 ribaund), Valentin Pastal (5 ribaund), Gerald Brown 8 (1 asist), Michael Benton 8 (7 ribaund), Erhan Yetim 7 (4 ribaund)

FENERBAHÇE ÜLKER (94): Marques Green 8 (5 ribaund, 3 asist), Ömer Onan 10 (1 ribaund, 2 asist), Rasim Başak 8, Semih Erden 15 (6 ribaund, 2 asist), Damir Mrsic 3 (1 ribaund, 6 asist), Gasper Vidmar 15 (8 ribaund, 1 asist), Can Maxim Mutaf (1 ribaund), Aydın Okçu, Oğuz Savaş 12 (10 ribaund, 3 asist), Devin Smith 5 (3 ribaund, 2 asist), Serhat Çetin (2 ribaund), Emir Preldzic 18 (5 ribaund, 6 asist)

1.PERİYOT: 21-30
2.PERİYOT: 15-20
3.PERİYOT: 15-26
4.PERİYOT: 6-18

16 Ocak 2009 Cuma

Özgür Çek A Takımda


PAF Ligi'nde 19 maç 4 gol, Özel Turnuva ve Kupalar da 11 maç 2 gol, 18 özel maçta 2 gol, Deplasmanlı Süper Gençler Ligi'nde 14 maçta 6 gol ve Avrupa Şampiyonasında 5 maçta 1 gol. Toplamda 67 maçta 15 gol.
Bu istatistik forvete dönük bir ortasaha oyuncunun istatistikleri değil ya da gelişme kaydeden genç bir forvetin istatistikleri değil. Bu istatistik sol kanatta hem bek hem açık oynayan genç Özgür'ün istatistikleri. Benim için oldukça etkileyici bir istatistik. Özgür'ü hiç izlemedim ama izleyenler gelecek vaadeden bir oyuncu olduğunu söylüyor ve bugün FB TV'de A takıma yükseltildiği haberi verildi. Sevindirici bir gelişme. Umarım Özgür ilerleyen yıllarda istenilen gelişmeyi kaydeder de A takımın vazgeçilmez oyuncularından biri olur.
Özgür ile ilgili daha detalı istatistikler için http://www.tff.org/Default.aspx?pageID=30&kisiID=718176 buraya bakabilirsiniz.

Olmadı


En iyi 16 takım arasına kalmayı garantilemiştik eurolig'te. Bizim derdimiz ise Ocak'ın 18'in de çekilecek kuralara 2. torbadan girmekti. Herkes bunun için 9 farklık bir Roma galibiyeti yeter diyordu ama maç öncesi Ömer Onan'ın demeçi kafaları karıştı. Çünkü statünün değiştiğini ve en az 14 sayılık bir farktan bahsediyordu. Maç sonunda skor 90-86 olunca istediğimiz şeylerden sadece Roma galibiyeti gerçekleşmiş oldu. Üst üste gelen sakatlıklar yoğun maç temposu falan derken eurolig'te 6 galibiyet 4 mağlubiyetle grubu 3. bitirdik ve 3. torbadayız. Bana göre oldukça iyi bir netice.
Şimdi güzel bir kura çekip F8'e kalabilirsek benim için yeterli olacak.

15 Ocak 2009 Perşembe

Taraftarın Cenk Meydanı ( Eskişehir - Fenerbahçe)

Tribundergi'den Canadian Abi'nin diliyle meşhur Eskişehir deplasmanında yaşananlar. Arşive alınması düzenli aralıklarla okunması gereken bir yazı. Bu yazıyı burada yayınlamama izin veren Canadian Abi'ye de teşekkürü bir borç bilirim.



"Fenerbahçe'nin 5 kupayı birden kazandığı yılda, semtin Kalamış apartmanında dünyaya gelmiş olmam, nüfus cüzdanımın köy-mahalle kısmında FENERBAHÇE yazması rahmetli İslam ÇUPİ'nin dediği gibi bir ilahi tesadüf müdür, yoksa bir büyük nimet mi? Bilinmez...Ama semtte doğup da başka takım tutmak ne mümkün !

Çocukluk yıllarımız Fenerbahçe' mden uzak ve Hürriyet gazetesinin Avrupa baskısının zamanında gelmesine bağlı olarak ve babadan bolca dinlediğimiz Fenerbahçe hikayeleriyle geçti doğal olarak. Hiç görmediğimiz, posterlerden aşık olduğumuz takımdı Fenerbahçe...Rahmetli Yılmaz Şen'in göt stoplarıyla rakip tribünleri çıldırtmasını, Can Bartu'nun ezeli rakip sağbekine attığı bacak arasından sonra geçmeyip rakibin dönmesini beklemesini ve sonra bir bacak arası daha atıp, adamın suratına bakarak kasıtlı olarak topu taca atmasını dinledik yıllarca. Görmeden aşık olduk sana Fenerbahçe'm... Mayıs aylarında aile doktorumuz Holtsman'dan bir mazeret izni ayarlayıp seni seyretmeye geldiğim 2-3 maçı nasıl unuturum?

Gurbet yılları bitip 1983'te yurda döndüğümüzde, yarım yamalak Türkçe'mizle yol yordam bilmeyiz düşüncesiyle, elimizden tutmasa da babamız getirdi ilk adam gibi maçına beni... Dün gibi aklımdadır o gün. Kapalı tribünde saatler süren kuyruk, bolca itiş kakış ve nihayet canımız çıkarak kendimizi içeri atış... Çokları gibi açık tribünde başlamadı benim taraftarlığım. Direkt kapalıdan girdik olaya. 1-2 defa daha babamızla geldikten sonra, artık yol yordam öğrendiğimize kanaat getirilince, kendim gelmeye başladım. İlk dönemler çoklarına komik gelen aksanımdan dolayı çok çabuk arkadaş buldum tribünlerimizde. Hala görüştüğüm kadim dostlarımı buldum kapalıda. Kimine göre acınacak, kimine göre gururlanılacak bir olay. Ben ikincisini tercih ettim hep. Sonraları biraz palazlanınca deplasmanlara da gitmeye başladım. İlk deplasmanım en ilginci ve olaylısı oldu : Eskişehir... Bugün hala dillere destan olan müthiş cenk...

Sabahın erken saatlerinde 9-10 otobüs ulaşmıştık Eskişehir'e. Uzun süren yada bize çok uzun gelen yolculuktan sonra şehre iner inmez tezahürata başlamıştık. Biraz zaman geçtikten sonra üzerimize taşlar gelmeye başladı. Ama çok abartı değildi. Birkaç dakika geçtikten sonra ise inanın gökyüzünü görmek mümkün değildi. Taş deyip sizi de yanıltmayayım. Hepsi kaya büyüklüğündeydi. Epeyi bir panik oldu taşların bazıları isabetli olunca. İstanbul derbilerinde de taşlama olurdu ama bu kadar uzun süreli ve aralıksız değil. Otobüslerin arkasına saklandık mecburen. Eninde sonunda tükenecekti taşlar.

Nihayet taşların şiddeti azalınca ortaya çıktık. Eskişehir'lilerde artık görülebilir mesafedeydi ve hava iyice aydınlanmıştı. İstanbul'da olsak herkes bir sefer önceden rakibini yada intikam alması gerekeni bilirdi. Yahut kime dokunulamayacağını... Ama burada böyle bir durum mevzu bahis değildi. Kimseyi tanımıyorduk. Es-eslilerden gelen taşları iade ettikten sonra kendini müdafaa için teçhizat çıkarmaya başladı.

Rakiple aramızda uzak sayılabilecek mesafe karşılıklı olarak kapatıldı ve cenk başladı. Ben önceleri çok gerilerde kaldım. Bunun sebebi bilinmezliğin verdiği korku sanırım bugün geriye dönüp baktığımda. Kaçmam gerekse nereye kaçacağımı bilmiyorum. Saklanacak yer arasam nereyi bulacağım...Neticede şehrimiz değil.

Açıkcası bilinmez bir yerde bir an evvel bitsin diye içimden geçiriyorum , yalan yok. Amaaa ne zaman ki çok sevdiğim bir arkadaşım yaralandı tüm bu düşünceler aklımdan uçtu gitti. İstanbul'da olduğu gibi davranmaya başladım. Hani, kaybedecek bir şeyi olmayan insanlar gibi...

Bir ara taarruza kalktı bizimkiler. O dakikaya dek ortada geçen cenk bir anda lehimize döndü. Eskişehirliler çekilmek zorunda kaldı. Tam o esnada jandarma geldi. Cemse cemse asker indi ortalığa. Ve başladı bize copla dalmaya. İnanın eskişehirli size o kadar vuramaz yani. Bazen arkadaşlarla konuşuyoruz "ilk copu ne zaman yedin?" falan diye herkes bir şey anlatıyor. Ben çok cop yedim ama eskişehir'deki eğer copsa diğer hepsi hiçbir şey değildi. Bizden çok bayılan oldu dayaktan. O sırada etrafta tek bir eskişehir'li kalmamıştı. Akabinde polisler geldi. Etrafta bulunan ne kadar adam varsa ( bunların hepsi fenerli oluyor haliyle ) başladı hem coplamaya hem de otobüslere tıkmaya. Bende jandarmanın tekinden öyle sağlam 4-5 cop yemişim ki bacağıma yerden kalkamıyorum. Birde üstüne polisten aynı bacağa tekme yiyince gözümden yaş geldi. En az 150 kişi içeri aldılar bizi. Kafası patlayanları hastaneye bile götürmediler. Biz kodeste tampon yaptık birbirimize ! Tüm ambülanslar eskişehir' lileri taşıdı. Zaten onlardan içeride 3-5 kişi vardı. 1 saat kalmadan da hepsi ellerini kollarını sallayarak çıktı, gitti.

İçerisi kan kokusundan berbat haldeydi. Çoğumuz es-eslilerden değil jandarmadan yaralandık. Ne tıbbi bakım ne bir şey. Maça giremeyeceğimizi çözmüştük. Ama hakkımızda dava açıldı. Yönetim bizi anarşist ilan etmiş üstüne birde ! Onlardan habersiz gitmişiz, biz fenerli falanda değilmişiz ! Anarşistmişiz !Vay be...

Eve çürük bir bacakla ama daha kötüsü terkedilmişlik duygusuyla döndüm. Sahipsiz kalmanın ne olduğunu bildiğini zannedenler inanın bilmiyorlar. Biz maalesef öğrendik.

Yağmur çamur demedik
Her maçına geldik senin
Es-eslerde yalnız kaldık
Helal olsun Tahsin Kaya
Biz mahpusta yatarken,
Sen nerdeydin Tahsin Kaya...

O maç benim yaşadıklarım içinde tektir. İstanbul'da da çok kavgaya girmiştim o güne dek. Ancak neredeyse topyekün bir kente karşı hiç savaşmamıştım. Üstelik tanımadığın bir kentte. O güne dek karşımızda 300-400 beşiktaşlı çıkardı. Galatasaraylı daha da az. Hakkını teslim etmek lazım es-es çok sağlam çıktı karşımıza. Sadece sağlam değil sayıca da epeyi fazla. Ama mahçup olmadık. Kora kor, göğüs göğüse çarpışma oldu. Eğer mutlaka bir galip lazımsa bizdik. İstanbul'da bunun onda biri bile olmazdı. Gece bir sen kovalarsın bir karşıdakiler. Herhangi bir taraftan çok zaiyat verilirse dellenilir belki bu kadar olmasa bile girişilirdi. Es-es maçı tribünde ilktir ve hala tektir her bakımdan. Sonraki haftalarda sakarya'da polis ve az sayıdaki taraftar bize saldırmaya kalınca " burayı es-es'ten beter ederiz" dediğimizde karşımızdakiler durmuştu. O kadar söyliyeyim, gerisini siz hesap edin ...

Saygılarımla,"

İlklerin Takımı



Voleybolda ilk defa lig şampiyonluğu + Türkiye Kupası şampiyonluğu sevincini bizlere yaşatan Efelerimiz bu seferde voleybolun şampiyonlar liginde çeyrek finale kalarak hem bizlere hemde Türk sporseverlere bir ilki yaşattılar. Hepsine helal olsun. Bu maçı canlı yayınlamayıp gecenin bilmem kaçına bant yayın koyan Trt 3'e de yazıklar olsun!

14 Ocak 2009 Çarşamba

13 Ocak 2009 Salı

Resmi Site Izdırabı Bilmem Kaç



Fenerbahçe Ülker Basketbol Takımımız Galatasaray ile karşı karşıya geldi. Takımımız karşılaşmadan 89-54 gibi farklı bir skorla galip ayrıldı.

Karşılaşmanın periyotları ve oyuncularımızın attığı sayılar şöyle:

PERİYOTLAR:
1. PERİYOT: 24-11
İLK YARI: 47-21
3. PERİYOT: 22-17

Sayılar: Utku, Berk 3, Ahmet 15, Hayrullah 8, Metecan 13, Yiğit 2, Umut 13, Berkecan 7, Berke, Orçun 3, Kerem 6, Ziya 19.

Resmi site Küçük Erkek Basketbol Ligi'ndeki Gs galibiyetimizi haber ederken yukarıdaki resim ve metinle yetinmiş. O çocukların emeklerine hürmeten bir kaç resim eklemek ayrıntılı istatistik vermek çok mu zor?

Şimdi Destek Zamanı



Önce Çarşamba günü saat 19:30'da Burhan Felek'te CSKA Sofya ile karşılaşacağız. Bu maçı alırsak ilk kez erkek voleybolunda bir Türk takımı Avrupa'nın en iyi 8 takımı arasına girecek. Bir ilki gerçekleştirmek adına herkes Burhan Felek'e!



Perşembe günü ise saat 21:15'te Abdi İpekçi'de Lottomatica Roma ile karşılaşacağız şayet 9 farklı bir galibiyet alırsak Avrupa'nın en iyi 16 takımı arasına 2. torbadan gireceğiz.
Bizleri amatör branşlarda en iyi şekilde temsil eden oyuncularımızı yalnız bırakmamamız lazım. Haydi herkes salonlara!

12 Ocak 2009 Pazartesi

Konfetinin Büyüsü



ANA yönetim merkezi İngiltere´nin başkenti Londra´da bulunan HSBC‚ geçen yıl dünyada 340 bin çalışanını kapsayan fotoğraf yarışması düzenledi.

HSBC Türkiye´den Ufuk Çolpan‚ Fenerbahçe´nin bir Şampiyonlar Ligi maçı öncesi Şükrü Saracoğlu Stadı´nda konfetilerin havada uçuştuğu anı görüntüleyip yarışmaya katıldı.

diyor haberde ve yukarıdaki resim HSBC 'nin uluslararası takvimine konuluyor. Gerçekten hoş görüntü.

Galip Beğ'e ve Arkadaşlarına İhanetdir



Galip Beğ ve arkadaşlarına ihanetdir Tokat maçında Emre'ye kaptanlık verilmesi. Söyleyecek söz edecek laf bulamıyorum.

11 Ocak 2009 Pazar

Anadolu'dan Fener Geçti



Anadolu'dan Fenerimiz geçiverdi ortaya güzel manzaralar çıktı. Her ne kadar rakip güçsüz de olsa karlar altında oyuncu değişikliklerine kadar iyi top çevirdik. Sene başında alınan ve o dönemde sakatlıklarla boğuşan Josico-Emre fit gözüktü tam manasıyle. Hele Emre'nin böyle bir zeminde sakatlanmaması kıyamet alametleriyle eş değerde. Uzun yıllar alamadığımız kupayı önce Çakır Cüneyt sonra Dereli Selçuk atamalarıyla federasyon bir kez daha alamayacağımızı deklare etmiş olsa da bir umut bizimkisi.
Maçın güzelliklerinden biride oyuncularımızın tribünlere forma dağıtması.Tokat halkının gösterdiği teveccüh ve Volkan Babacan'ın ben buradayım dercesine kalede güven vermesi. Şimdi Eskişehir maçına tamamı yedeklerden oluşan bir kadro ile çıkmalıyız. Emreciksin ile Kayalı 90 dakika izlemeliyiz.

Fortis Türkiye Kupası D Grubu 3. Hafta Müsabakası
STAT: Tokat Gaziosmanpaşa
HAKEMLER: Selçuk Dereli, Neşet Merdin, Ömer Faruk Yeşil
TOKATSPOR: Mehmet, Gökalp, Fatih, Şahin, Evren, Taner, Adem(Ersan dk. 46), Şamil, Ahmet(Sinan dk. 83), Mustafa(Mahmut dk. 75), Bülent.
YEDEKLER: Deniz, Kemal, Hüseyin, Ferhat
TEKNİK DİREKTÖR: Namık Altunsoy

FENERBAHÇE: Volkan Babacan, Gökhan Gönül, Lugano, Edu, Vederson, Kazım, Emre (Deniz dk. 78), Josico, Uğur Boral (Ali Bilgin dk. 60), Deivid, Güiza(Burak dk. 66)
YEDEKLER: Mert, Önder, Maldonado, Yasin
TEKNİK DİREKTÖR: Luis Aragones

GOL: Kazım (dk. 9) (Fenerbahçe)
SARI KARTLAR: Lugano, Burak (Fenerbahçe), Ersan, Evren (Tokatspor)

10 Ocak 2009 Cumartesi

Sarı-Lacivert Kurtuluş


Siz Fenerbahçeli olmayabilirsiniz!..
Ama onlar Fenerbahçeliydi!..
Kurtuluş Savaşı'nda İngiliz İşgal Kuvvetleri Komutanı General Harrington'ın arabasını çalıp Mustafa Kemal'e hediye eden Fenerbahçeli Futbolcu Casuslar...
Kulüp bu hırsızlık olayından dolayı General tarafından basılıp kapatılmak istenince ayaklanan bir Anadolu halkı!..
Balıkçılık yapıyoruz diye İngiliz askerleri kandırıp Anadoluda'ki Kurtuluşa silah kaçakçılığı yapan kaleciler, defans oyuncuları, forvetler...

Ve Atatürk'ün nasıl koyu bir Fenerbahçeli olduğu...
Hepsi bu kitapta...

...Harrington, tepkilere daha fazla dayanamadı, 70 gün sonra Fenerbahçe'nin yeniden açılması kararını imzalarken içinden şöyle düşünüyordu:
"Bu ne tuhaf bir millet! Ülkelerini işgal ettik bu kadar tepki göstermediler. Feneri kapattık hepsi ayaklandı.. Neredeyse silaha sarılacaklar."

Fenerbahçe sadece bir futbol kulübü değildir.Fenerbahçe geçmişte "vatan ve özgürlük mücadelesi" vermiş bir ulusal teşkilatın adıdır. Fenerbahçe, emperyalizme kaşı verilen ilk bağımsızlık savaşının aktif katılımcısı, emperyalist kuşatmayla çevrilen bir ulusun tek moral kaynağı, tek umut ışığıdır. Fenerbahçe, Mustafa Kemal'in önderliğinde gerekleşen Kurtuluş Savaşı'nın sarı-lacivert rengidir. Fenerbahçe, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal'in gönül verdiği takımdır.

Elinizdeki kitap, Fenerbahçe'nin gizli tarihini Atatürk'ün hayatıyla paralel olarak incelemektedir. Bu kitapta Fenerbahçe ve Atatürk'le birlikte Kurtuluş Savaşı, bu savaşın gizli kahramanlarının penceresinden anlatılmaktadır.

Kitabın tanıtımında böyle deniliyor. İlgimi çekti. En kısa sürede kitabı temin etmeyi düşünüyorum. İlginç bir kitaba benziyor. Kitabı internet üzerinden almak isteyenler; bu http://www.vesaire.com/urun.php?products_id=136210&tree=kitap&sid=08ca2d1293cae4457d78979b1e65f5b8 linkten ulaşabilirler.

9 Ocak 2009 Cuma

Yolun Açık Olsun Hocam ( Zico Cska Moskova'da)



Hocam hangi takıma gidersen git başarılı olacaksın. Buna eminim. Sen futbolun ruhunu biliyorsun çünkü. Futbol namına yaşanabilecek ne kadar olumlu-olumsuz duygun varsa yaşamışsın. Buna rağmen hata yapsan bile hatanı kabullenebiliyorsun. Oyuncuna rakibe en adi spor yazarlarına futbol yamyamlarına bile saygı duyabiliyorsun. Benim için sen başkaydın hocam. Gördüğüm hocalar içinde Fenerbahçe'ye en yakışanıydın. İnşallah CSKA Moskova'da bize yaşattığın sevinçlerin aynısını onlarada yaşatırsın.
Yolun açık olsun hocam. Kalbim seninle.

Üçüncülük Cepte


Açıkçası Alba'nın DK Joventut'u yenmesinden sonra Olimpia deplasmanından korkuyordum. Olası bir mağlubiyet bizi hiç ummadığımız hesapların içine sokabilirdi euroligte ama korktuğum başıma gelmedi.
Birde işin içinde geçen haftaki Gs Cafe Crown mağlubiyeti var.Olimpia'ya da kaybetseydik taraftarımızın bilinçaltında bulunan Tanjevic antipatisi birden ortaya çıkıverecek Gricek'in sakatlığı daha fazla konuşulacak Green tercihi en sert şekilde tartışılacak olacaktı. Bunların hiçbirinin olmaması galibiyetten hemen sonra Roma maçında bize kaç fark lazım hesaplarına girmemiz iyi oldu.
Ben Tanjevic'e ve takıma inanıyorum. Bu sene en azından F8 yapacağız. Şansımızı zorlarsak belki F4'te görürüz.
Maça gelince uzunlarımızın kötü olduğu yine rakiplerimizin uzunlarını yıldız ettiğimiz bir maç oldu. Türkiye'nin en iyi uzun rotasyonuna sahip iken her maç rakip takımın uzunun yıldızlaşması canımı sıkıyor. Ömer Aşık iyileşip döndüğünde bu sorunumuz oradan kalkar ama artık Oğuz-Semih-Widmar en azından ortalama bir oyun oynamaları gerekiyor.
Bir kaç sözümde Semih'e var. Semih'im artık serbest atış zaafın komediye dönüşmek üzere. Birazcık serbest atış çalışsana be Semih. İkide bir atma ortalamanı da tutturamaz oldun.
Takımın tecrübelilerine gelince Onan-Türkcan-Mrsic iyi oynadılar ve büyük katkı yaptılar. Onların iyi olduğu hiçbir maçı kolay kolay kaybetmeyiz.Emir'de iyiydi. Green sene başına göre daha iyi. Smith'in ortası yok. Bir iyi bir kötü.
Geride kalan Olimpia maçından sonra Roma'ya atacağımız bir 9 sayı fark bizi 2.lik koltuğuna oturtacak. Taraftar salonu doldursun aşağıdaki gibi atmosfer oluştursun cengaverler gereğini yapar.



Maçın istatisliklerine gelince;

Union Olimpija 70 – 90 Fenerbahçe Ülker
08 Ocak 2009 Perşembe
SALON: Tivoli Arena

HAKEMLER: Nikolaos Pitsilkas (Yunanistan), Antonio Conde (İspanya), Oliver Krause (Almanya)

UNION OLIMPIJA (87): Jaka Klobucar 6 (4 ribaund- 1 asist), Damjan Rudez 3 (3 ribaund, 1 asist), Sirnik Matic, Marko Milic 5 (3 ribaund), Jasmin Hukic 7 (2 ribaund- 4 asist), Frank Robinson 11 (3 ribaund- 1 asist), Mirza Begic 23 (13 ribaund), Mirza Sarajlija 6, Vladimir Golubovic 6 (1 ribaund), Miha Zupan 3

FENERBAHÇE ÜLKER (89): Marques Green 8 (1 ribaund, 2 asist), Mirsad Türkcan 16 (6 ribaund), Ömer Onan 20 (2 ribaund), Damir Kaan Mrsic 14 (1 ribaund), Gasper Vidmar (1 ribaund), Oğuz Savaş 10 (3 ribaund), Devin Smith 7 (2 ribaund), Emir Preldzic 9 (2 ribaund)

1.PERİYOT: 25-24
2.PERİYOT: 22-26
3.PERİYOT: 13-17
4.PERİYOT: 10-23