Darağacında olsak bile son sözümüz Türkiye son sözümüz Fenerbahçe!

1 Aralık 2008 Pazartesi

Ezeli ve Ebedi Rekabet (Kadir -Cüneyt)




Türk sinemasının tartışmasız en iyi jönleri. Yıllardır filmlerini izleyerek büyüdük. Onlar dövüşürken adeta bizde dövüşüyorduk onlar en güzel manitalarla birlikte olurken bizde kendimizden geçiyorduk onlar nasıl sigara içiyorsa bizde öyle içiyorduk onlar nasıl tavırlar takınıyorsa bizde kendimize o tavırları yerleştirmeye çalışıyorduk.
Kadir delikanlılığın raconunu öğretirken Cüneyt küffar diyarlarında kaleler ve güzeller nasıl zaptediliri öğretiyordu.
Velhasılı gençliğimize damga vuran aktörlerdi. Kadir Abi Fatsalılığına binaen sol'a yakın duruyordu Cüneyt Abi ise sağ'a. Hangi ideolojiye sahip olurlarsa olsun Türkiye'nin bütün sınıfları onları seviyordu.
Yeşilçam'ın olanakları içinde bize verebileceklerinin en iyisi verdiler bana göre. Daha iyi olabilir miydi? Belki olabilirdi ama benim için yaptıkları kafi.
İkisi arasında kıyas yapacak olursam bu tatlı rekabetde Cüneyt Abi bir adım önde. Bu tercihim birazda Cüneyt Abi'nin tarihi filmlerinden ve sağ'a yakınlığından olsa gerek ama ikiside benim için vazgeçilmez.

30 Kasım 2008 Pazar

Geri Döndüler.



Üst üste Efes-Aliağa ve Roma mağlubiyetlerinden sonra ligin güçlü takımlarından Telekom ile karşılaştık ligde 8. haftada. İlk çeyrekte 14 sayı farkı bulmamıza rağmen ikinci çeyreğin son dakikalarında saçmalayarak farkın beşe inmesine rağmen bir ara yedi sayı geri düşmemize rağmen bu zorlu mücadeleyi zorda olsa kazandık. Pota altına top indirdiğimizde savunmayı sertleştirdiğimizde öne geçebiliceğimizi her rakibi yenebileceğimizi zorlama üçlüklerle ise her rakibe yenilebileceğimizi gösteren bir maç oldu.
Gricek'in dönmesi iyi oldu geriye şimdilik Serhat'ın dönmesini bekleyeceğiz.Ömer Aşık için ise daha uzun süre bekleyeceğiz.

Fenerbahçe Ülker: 75 - Türk Telekom: 73

Salon: Abdi İpekçi

Hakemler: Mehmet Keseratar, Alper Özgök, Mehmet Serdar Ünal

Fenerbahçe Ülker: Green 3, Ömer Onan 2, Mirsad 11, Preldzic 6, Vidmar 8, Mrsiç 5, Oğuz 17, Smith 13, Semih 2, Gricek 8

Türk Telekom: Tutku 5, Serkan 11, Wiston 6, Lang 4, Dudley 8, Bekir 9, Blakney 7, Asım 3, Wright 20, Barış Özcan

29 Kasım 2008 Cumartesi

Fenerbahçe 2 - Beşiktaş 1 (29 Kasım 2008)




Türkiye'deki medya kuruluşlarına olan kinim yüzümde evime 3-4 yıldır televizyon sokmuyorum o yüzden çoğu zaman maçları kahvelerde izliyordum. Küfürler,karşılıklı atışmalar zaman zaman kavgalar falan tribünleri aratmıyordu.
Justin çıktığından bu yana ise maçları internetden izler oldum ama bölük pörçük. Bu maçta öyle oldu.
Maça gelince Aragones yaptığı tercihlerle ne yapmaya çalışıyor anlamış değilim. Ankaragücü maçına Josico-Selçuk ikilisi ile çıkıyor bu maçta iste tek ön libero ile. Bu düzende ortasahamızın iyi olması için Uğur ve Kazım'ın topsuz oyunu iyi becermeleri ara ara ortaya gelerek Selçuk'a yardımcı olmaları gerekirdi ama öyle olmadı. Golüde bulmamıza rağmen ortasaha üstünlüğü Bjk'nin elindeydi. Top bizdeyken pozisyona da giriyorduk ama top Bjk'li oyuncuların ayağında dolaşıyordu. Bu durumdayken Porto yorgunu FB'nin 70 ten sonra ne yapacağını düşünüyordum.Birde Bjk'nin yedek kulübesinde Tello-Holosko-Bobo gibi silahları vardı. İyice endişelenirken golüde yedik. Hakemin haksız kararına itiraz ederken Gönül kademesini kaybetmiş yılların degaj özürlüsü Rüştü harika bir uzun pas çıkarmıştı Ekrem'e ve arkasından gol gelmişti.
Özellikle Kadıköyde yıllardır Bjk'ye karşı iyi oynamamıza rağmen bir türlü rahatça galip gelemediğimizi ya berabere kaldığımızı ya yenildiğimizi düşünürken Zan-Zapo ikilisi imdadımıza yetişti ve öne geçtik.
Guiza ligde yine bir aşırtma golü atarak bize aşırtmadan başka gol vuruşu yapamayacağı fikrini uyandırdı.
Bjk morali bozulmasına rağmen yine üzerimize geliyordu ve ortasaha üstünlüğü yine onlardaydı gerçi biz Bjk'nin üzerine gittiğimiz zamanlarda net pozisyon buluyor her an gol atabilecekmiş gibi duruyorduk ama oyunun hakimi Bjk idi ve onlarda pozisyon buluyordu.
Sonrasında CL finali oynamış bir Cisse aptalca bir hata yapıyor ve 2. sarıyı görüyordu. Cisse'nin ilk sarısı ağır bir kart olmasına rağmen 2. sarı kesinlikle doğrı bir karardı. Eksik kalan Bjk eski baskısını kuramadı bu karttan sonra.
Dede josico-Wederson ve Ali değişiklikleriye ortasaha direncini artırdı. Çok fazla geniş alan bırakan Bjk'ye karşı net pozisyonlar bulmayada başladık ama futbol zekaları az olan Uğur-Kazım gibi oyuncularımız pozisyonları laubali bir şekilde harcayıverdi.Bjk'de oyuna Bobo ve Holosko'yu alarak pozisyon buldu beraberlik golünüde bulabilirdi ama olmadı. Sonuçta 2-1 galip gelen takım Fenerbahçe'miz oldu.
Derbilerde aldığımız 6 puanın değerli olabilmesi için artık deplasmanda kazanmamız şart. Bakalım haftaya ne olacak.
Unutmadan Selçuk'umuzun da hakkını verelim. Bana göre takımın en iyisi Selçuk'tu.

28 Kasım 2008 Cuma

Devrimdir.


Evet devrimdir. Fenerbahçe adına bu proje bir devrimdir. Futbol harici branşlarda her sene kendi yağıyla kavrulup kafaya oynayabilecek takımlar yaratmak için gerekli olan mali altyapının sağlanmasıdır bu proje.
Başkanı lokomotif branşımız olan futbolda yaptığı aptalca hatalardan dolayı pek sevmem ama kulübe kalıcı eserler bıraktığı için her zaman minnet duyarım.
O tesislerde çeşitli branşlar için yetiştirilecek sporcuları düşündükçe, Fenerbahçeli gençlerin sadece futbol değilde diğer spor türleri için de Fenerbahçe forması giymesini hayal edebieceklerini düşündükçe içim kıpır kıpır oluyor. Umarım bu proje doğru yürütülür ve doğru devam ettirilir.

27 Kasım 2008 Perşembe

Fenerbahçe ve meslek grupları, İmamlar.



Denizli'nin Çivril ilçesinin Merkez Yeni Camii'nin fanatik Fenerbahçeli müezzini ile camiinin imamı bahçe duvarını sarı-laciverte boyatınca rakip taraftarların hedefi haline geldi.





Edirne’nin Keşan İlçesi'nde 3 yıl önce geçirdiği trafik kazası sonucu hayatını kaybeden eski Keşan Fenerbahçeliler Derneği Başkanı Tamer Savaşal, mezarı başında anıldı.

Anma törenine katılan emekli imam Hatip Salim Akın, “8 Aralık 2007 Cumartesi günü Kadıköy’de oynanacak Fenerbahçe-Galatasaray maçında Fenerbahçeli taraftarların yüzünün gülmesini nasip et yarabbim” diye dua etti.


birde üzücü bir haber;

Fenerbahçe-Sevilla maçını izlerken kalp krizi geçiren imam hayatını kaybetti
BOR (A.A)

Niğde’nin Bor ilçesinde, Fenerbahçe-Sevilla maçını izlerken kalp krizi geçiren imam, kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti.
Edinilen bilgiye göre, Fatih Mahallesi Camisi İmamı Ali Ballı (56) şampiyonlar ligi ikinci turunda Fenerbahçe-Sevilla maçını evinde izlerken Fenerbahçe’nin 2. golü yemesinden sonra kalp krizi geçirdi. Bor
Devlet Hastanesi’ne kaldırılan Ali Ballı, doktorların tüm çabasına rağmen kurtarılamadı.
Üç yıl önce kalp ameliyatı olduğu bildirilen Ali Ballı, Bor Paşa Camii’nde kılınan cenaze namazının ardından Bor İlçe mezarlığına defnedildi.
Allah rahmet eylesin mekanı cennet olsun.




Yukarıdaki abimizde tribünlerimizin Şükrü Saraçoğlu İmamı. Röportajından bir kesit;

Tribünlerden ilk başlarda nasıl bir tepki aldınız?

İlk zamanlar yadırgandığımın farkındaydım. Çünkü insanların bakışından bunu anlayabiliyordum. Garip ve alaycı bakanlar bile vardı. Ancak sonraları “Ş.Saracoğlu İmamı’’ formasını giyince havam değişti. Üzerimdeki ürkekliği attım. İnsanlar da bana sempatiyle bakmaya başladı. Artık taraftarlar “Dua et imam efendi’’ demeye başladılar. İşin eğlence kısmına baş vurup, “imam buraya, imam buraya’’ diye tezahurat bile yapıyorlar.




Bu da 100. yıldaki şampiyonluk kutlamalarından bir enstantane sakallı renktaş imam mıdır bilinmez ama bence çok hoş bir görüntü.

26 Kasım 2008 Çarşamba

Gördüklerim arasında en iyileri.

Geçmişe dair FB'li eskilerden bir onbir çıkaracak olsam başlarına bir hoca getirsem ve başkanı seçsem aşağıdaki gibi olurdu.

Kalede Tony savunmada İlker-Müjdat-Uche-Nielsen ortasahada Rıdvan-Oğuz-Okocha-Rapaic ilerde Pierr ve Aykut.

Bu takımın başına da illaki Zico'yu getirirdim bir de üzerine başkan Şükrü Saraçoğlu yalnız rahmetli başkanımız Saraçoğlu'nu göremesemde benim için tarihimizin en iyi başkanıdır.


















Bir şampiyonlar ligi macerasının daha sonuna geldik.


Alex ve Gökhan Gönül kaçırdıktan sonra anlamıştım istediklerimizin olmayacağını artık kim hata yaparda golü yeriz diye düşünüyordum. Edu kendi kalesine atar mı Yasin adamını kaçırır mı R.Carlos ofsaytı bozar mı falan diye düşünürken Volkan'ın hatasıyla golü yedik. Geçen seneki FB olsa idi 1-0 mağlup olmayı önemsemezdim ama geçen seneki FB yoktu.
Porto maçındaki tek şansımız ilk golü bizim bulmamızdı, olmadı. Sonrasında herşey ardı ardına geliverdi. Oyuncularımız oyundan düştü. Aragones bir doğru değişiklik bir saçma sapan değişiklik moduna giriverdi.
Galatasaray ve Belediye maçlarıyla ümitlenmiştik ama 1 hafta içerisinde herşey eskisine dönüverdi. Elimizde kalan tek şey uefa şansı. Volkan'ın Arsenal maçında devleşmenin hayaller ikliminde 1 puandan fazla karşılığı varsa Uefa'dan yolumuza devam ederiz. Teknik ekip,yönetim ne kadar kötü olursa olsun birkaç oyuncunun karakterine bakarak hala Uefa hayallari kurabiliyorum zaten insan hayal etmeden yaşayamıyor ki. Umarım o birkaç futbolcuda hayal ediyordur Uefa'yı.