Darağacında olsak bile son sözümüz Türkiye son sözümüz Fenerbahçe!

23 Ocak 2009 Cuma

Neler Oluyor Öyle?


Hoca Cappie'nin gidişine bozulmuş, ücretine zam yapılarak takımda tutulmamasına içerlemiş. Sonrasında Smith gelince daha bir bozulmuş madem Smith alınabilecekmiş Cappie takımda neden tutulmamış falan. Sonrasında Dedehayır denilen zatla transfer görüşmesi falan yapmış hoca. Buna kızan bizim yönetim hocanın maaşını ödememiş.Takıma paralar ödeniyormuş. Hoca ile yollar ayrılma durumuna gelmiş falan falan. Bunlar Zafer Hoca merkezli ortaya çıkan söylentiler.
Ne kadar doğrudur bilemem ama Kalaycıoğlu Gs'ye giderse kimse şaşırmasın. Brezilya dizisi gibi durum. Bakalım sonuç ne olacak? Beklemedeyim.

Fanteziye Bak


Beşiktaşın önceki sezon transfer etmek üzereyken‚ özel hayatındaki düzensizlik nedeniyle son anda vazgeçtiği Hırvat savunma Dino Drpic'in adı bir skandala daha karıştı!..

İngilterede yayın yapan Daily Mail Gazetesinin haberine göre‚ Dina Drpic‚ 2008 Avrupa Şampiyonası elemelerinde‚ Maksimir Stadyumunda oynanan Hırvatistan İngiltere karşılaşmasından bir süre sonra orta sahanın ortasında sevgilisi Nives Celzijus ile seks yaptı.

Gazeteye konuşan 27 yaşındaki ünlü Hırvat model Nives Celzijus‚ Bu Dinonun fantezisiydi ve bunu gerçekleştirmek için stadyumdaki görevlileri de organize etti. Sahanın ışıklarını bizim üzerimize yönelttiler. Sonunda bu hayali gerçeğe dönüştü dedi.

Dino Drpic ile son olarak İngilterenin Tottenham kulübü ilgileniyordu.


diyor Türkiye'li basın. Doğru mu değil mi bilemem eğer doğruysa müthiş bir fantezi bana da Drpic'e helal olsun demek düşer.

22 Ocak 2009 Perşembe

Derin Devlet Olsaydı



Yıllardır ağızlara pelesenk olmuş bir kavram derin devlet. Devlet mekanizması içerisindeki ne kadar pis iş varsa derin devlet kavramına ithaf edilir birileri tarafından. Hep olumsuz imgeler yüklenir derin devlet kavramına.
Benim zihnimde ise sadece Atatürk zamanında şekillenebilmiş tam manasıyle derinlik arz eden bir derin devlet tanımı var. Sadece Atatürk döneminde bizim bir derin devletimiz vardı çünü Atatürk devletin taa kendisiydi ve çok derindi. İçerde ve dışarda devletimizi, milletimizi güç duruma düşürebilecek durumlar tespit edilip önlem alınırdı. Atatürk'ten sonrasında böyle bir yapılanma oldu mu olmadı mı çok tartışılır. Bana göre olmadı ya da şöyle söyleyim Atatürk kendisinden sonra bu misyonu üstlenebilecek bir lider ya da oluşum bırakmadı dolayısıyla bugün gelinen noktada devlet ve millet çoğu kez güç durumda kaldı.
Şayet bir derin devletimiz olsa idi;
- Bugüne değin yapılmış askeri darbelerin hiçbiri yapılmazdı. Çünkü darbe ortamının oluşmasına derin devlet izin vermezdi.
- En son ki 12 eylül darbesi gerçekleşmez Kenan Evren gibi bir şahıs ordunun en başına gelemezdi.
- Abdullah Öcalan ve arkadaşları üniversite yıllarında pkk adlı örgütün temellerini şekillendiremezdi.
- Özal iktidar olamazdı.
-Asala başlamadan bitirilirdi ya da ilk eyleminde yerle bir edilirdi.
-Talabani ve Barzani asla Türkiye pasaportu taşıyamazdı.
-Erbakan iktidar olamazdı olsa da 28 şubat benzeri bir oluşumla iktidardan uzaklaştırılamazdı.
-Eşref Bitlis-Taner Kışlalı-Uğur Mumcu-Gaffar Okan-Hablemitoğlu ecelleriyle vefat ederdi.
-Hizbullah gibi bir örgüt kurulamazdı.
- Türkiye'de uyuşturucu-silah-mazot ve insan kaçakçılığı had safhada olmazdı olsa bile bu işi bölücüler yapamazdı.
-Aydın Doğan ve benzeri medya örgütlenmeleri ülke yönetiminde söz sahibi olamazdı.
-Türkiye godaman işadamları derneği batı ve abd'nin politikalarını ülkeye dayatamazdı.
-Tayyip Erdoğan hapse girmezdi demokrasi kahramanı olamazdı. İBB'nnde ki görevine devam ederdi.
-K.Irak'ta askerimizin başına çuval geçirilemezdi.
-K.Irak'ta ki Türkmen kardeşlerimiz silahlandırılırdı. Saddam sonrası o bölgede söz sahibi olurlardı.
-Ordu profesyonel bir ordu olurdu. Ordu-Mit-Emniyet istihbaratları arası sürtüşmeler olmazdı. İstihbarat ülkede tek elden toplanırdı. Cıa ve Fbı tarzı bir istihbarat yapılanmamız olurdu.
-Apo piçi asılmamak kaydıyla elimize verilmezdi ülkenin başbakanı da ''apo piçi bize ne için verildi? bilmiyorum'' gibi bir açıklama yapamazdı
-Atatürk sonrası mason-lion ve rotary kulüpleri tekrardan faaliyete başlayamazdı.
- İlk ürettiğimiz arabanın içinde benzin konulurdu.
-Unutmadan ergenekon operasyonu altında türlü rezillikler yapılmazdı. Böyle bir operasyon da asla olmazdı.

belki bu dediklerim size saçma gelebilir ama benim anlayışımda derin devlete gerek var. Ülkeyi acz içersine sokabilecek durumları önceden tespit edip bunu engelleyebilecek engellemeyecek olsa da zararlarını en aza indirebilecek bir yapı. Bu yapı ordu-siyaset ve bir çok kurumun üstünde gerektiğinde bu kurumları en güzel şekilde kullabilecek bir yapı olmalı. Maalesef böyle bir yapı yok olsa idi ben böyle bir yazı yazmazdım.
Bu arada Alex ve Carlos imzalamış Deivid ve Lugano'da muhakkak imzamalı yoksa iç transferin benim için bir anlamı olmayacak.

21 Ocak 2009 Çarşamba

İlk Defa


Avrupa Bayanlar CEV Kupası 1981 yılından bu yana düzenlenmekteymiş. Daha öncesinde avrupanın 3 numaralı kupasıymış 2008 yılında 2 numaraya terfi etmiş. Türk takımlarının en iyi derecesi 1993 yılında Eczabaşı'nın aldığı 2.lik olmuş. En son 2001 yılında Bjk 4. olmuş bu kupada ve bizde ilk defa son 4'e kalıyoruz bu kupada. Helal olsun kızlarımıza!

Hangisi?



29 Ocak'ta iki tane önemli maçımız var aslında biri benim için o kadarda önemli değil ama taraftarımızın çoğu sanırım benimle aynı düşüncede olmayacaktır. 29 ocak'ta Şükrü Saraçoğlu'nda Bursaspor ile Fortis Türkiye Kupası Çeyrek final maçlarının ilkini oynayacağız aynı gün saat 20.15'te ise eurolig'te ki grup maçlarımızın ilkini geçen senenin şampiyonu CSKA ile Abdi İpekçi'de oynayacağız.
Futbolda Bursaspor ile bundan sonra daha çok maç yaparız hatta bu sezon şimdiye değin 2 maç yaptık 3 maç daha yapacağız ama bir eurolig şampiyonuyla her sene maç yapma şansımız pek fazla değil. Ayrıca basket takımının Cska maçında futbol takımından daha fazla desteğe ihtiyacı var. İyi bir seyirci desteği olduğunda cengaverler özellikle İpekçi'de güzel sonuçlar alabiliyor. Daha önce bunun örneğini içerdeki Tau ve Barça maçlarında görmüştük. Bir günlüğüne futbol zevkimizden feragat edip basket takımına destek verelim. Benim tercihim Fenerbahçe Ülker -CSKA maçı olacak. Sizin kararınızda bu yönde olmasını temenni ediyorum. Aşağı yukarı her sene maç yaptığımız Bursaspor yerine Cska'yı izlemek bana daha cazip geliyor. Haydi renktaşlar Abdi İpekçi'ye hatta tüm basketbolseverler!

Beklemedeyiz




Lugano ve Devid ile anlaşılamadıktan sonra Alex ve Roberto Carlos'un kontratlarını uzatmak benim için pek anlam ifade etmeyecek. Yönetim gerekli fedakarlıkları yapmalı. Bugün Lugano ve Deivid ayarında yabancı almaya kalksak en az cebimizden 15 milyon avro çıkarmak zorunda kalırız. Ne olur yönetim bir aptallık yapma!

19 Ocak 2009 Pazartesi

Erken Gidenler (Eşref Bitlis)



Atatürk'ten sonra belki de ona yaklaşabilen askeri dehalarımızdan biriydi. Bana göre şehit edilmişti ve faillerine karşı biz bir şey yapamdık. Hala kalbimde yaradır. Hakeza Uğur Mumcu'yu da şehit eden güç Ahmet Taner Kışlalı'yı şehit eden Gaffar Okan'ı şehit eden güçler hala bir perdenin arkasında bizlerle dalga geçiyor.
Eşref Paşa 17 şubat 1993’te Ankara Güvercinlik Askeri Havaalanı’ndan kalkış yaptıktan yaklaşık 9 dakika sonra uçağının düşmesi sonucu hayatını kaybetti. Benim aklım hala jandarma genel komutanlığı gibi önemli bir makam sahibin normal bir uçak kazası sonucu ölmeyeceğidir. Aklım hala bunu almıyor alamıyor.
Eşref Paşa'mız uçak kazasından önce İran-Irak ve Suriye'de tamaslarda bulunup Pkk ile mücadele konusunda önemli mesafeler kaydetmiş bir komutanımızdı. O dönemde ki siyasi hükümet de bu yönde çalışmalar yapıyordu. Böyle bir işbirliği egemen güçlerin işine gelmeyecekti. Bugün ülkenin geldiği noktaya baktığımızda nasıl bir plan uygulanıyor ülke adına gayet iyi anladığımı düşünüyorum ama bunu nasıl ifade edebilirim bilmiyorum. En kısa yol ise şu olur;
Pkk'nın siyasallaştırılıp arada sırada Aktütün-Dağlıca gibi baskınlar ile elimizin kolumuzun bağlanması ve uzun vade de topraklarımız içinde kukla bir Kürt devleti kurulması.
Ben bunu şimdi böyle anlıyorum rahmetli Eşref Paşa muhakkak çok daha önceden anlamıştır ve biliyordu ki komşularıyla ittifak halinde ki bir Türkiye bu coğrafyada huzuru bozmak isteyen egemen güçlerin huzurunu kaçıracaktı. Biz ne zaman komşularımızla iyi ilişkilerin içine girecek olsak bombalar patlatıldı aydın beyinlerimiz Mumcular,Kışlalılar falan şehit edildi.
Aradan 16 yıl geçti ve aradan çok daha yıllar geçecek ne Eşref Paşa'nın ne Uğur Mumcu'nun ne Ahmet Taner Kışlalı'nın ne de diğer değerlerimizin tam olarak kimler tarafından hangi pazarlıklar sonucu şehit edildiğini bilemeyeceğiz ama kendi adıma bazı şeyleri hissetmeye ve bazı şeyleri unutmamaya mecbur hissediyorum.